Aydın geçinen ama araştırmadan yoksun, yayın yönetmenin doğrultusunda yazan.
Şiirlerinizin, şarkılarınızın ve yazılarınızın arkasındaki gerçek yüzünüzü gördük.
Soğanınızı hatur katur yiyebilirsiniz.
Zülfü Livaneli’nin 16.09.2007 tarihli Soğanlara layık yazısı
Kör balıklar denizi |
|
Şimdi bu sözün doğrulanışına tanık oluyoruz ve denizlerimiz gözlerimizin önünde can çekişerek ölüyor. Binlerce yıldır pırıl pırıl duran koylar, camgöbeği kıyılar bulanıyor, elden gidiyor. İki gündür Selahattin Duman dostumun yazdıkları, bir çığlık gibi yankılanmalı kulaklarda. Yazılarında insanları gülümsetmeyi ilke edinmiş olan Selahattin’i bile çileden çıkaran ve ağıt yakmasına neden olan şey; denizlerimizin gözlerimizin önünde katledilmesi. Güzelim koyların içine kurulan ve adına balık çiftliği denilen bela, denize döktüğü yemle, ilaçla, antibiyotikle, pislikle balıkları bile kör ediyor artık. Böyle bir şeyi hayal etmeniz zor. İki gözü bembeyaz, gözbebekleri kaybolmuş kör levrekler kendilerini o kıyadan bu kıyaya vuruyorlar. İnsanoğlunun hırsı yapıyor bu zulmü onlara. Ve olan sadece levreklere olmuyor: Eğer bu iş böyle giderse Türkiye’nin turistik cennet koyları, birer bataklığa dönüşecek. Durum şu anda bile vahim, hem de çok vahim! İstanbul Üniversitesi koylarımızda uzun süreli bir araştırma yaptı ve sonuçları bir rapor halinde açıkladı. Sözlerime inanmayan bu bilimsel raporlara baksın. *** “İyi ama milli gelir, vatandaşın balık yemesi” gibi gerekçelerle karşı çıkanlar olacaktır. Oradan elde edilen 3-5 milyon dolar, kaybolan koylarımızı geri getirebilir mi? Ayrıca hiç kimse balık çiftliği kurulmasın demiyor ama sekiz bin kilometre sahili olan Türkiye’de bu çiftlikleri getirip Ege koylarının içine kurmak şart mı? Ankara, doğru düzgün bir plan yaparak; turizme açılmış koylarla, balık üretilecek bölgeleri birbirinden ayıramaz mı? Yunanistan bunu yapıyor da biz niye beceremiyoruz? Bu ülkenin toprağına , suyuna kötülük yapan bir işgal ordusu muyuz biz? Herkes ülkesini seviyor da biz niye bir türlü sevemiyoruz, zenginliklerimizi koruyamıyoruz? *** Bakanlar, valiler hep bunu tekrarlıyor. İyi ama koskoca devletin gücü niçin koyları berbat eden bir iki çiftlik sahibine geçemiyor ? Nasıl oluyor da devlet, “Kardeşim alın bu çiftlikleri, açık denize sürükleyin” diyemiyor, anlamak mümkün değil. *** Şimdi aynı barbarlığı denizlerimize uyguluyorlar. Meclis’te İstanbul Üniversitesi’nin raporunu söz konusu ederek, balık çiftlikleri konusunda tarım bakanına bir soru önergesi vermiştim. 6 ay sonra gelen cevapta ne deniliyordu biliyor musunuz: “Bu konuda gereken yapılacaktır!” Şaka gibi bir cevap! *** Yoksa gelecek kuşaklar, bu işe göz yumanları “Denizlerimizin katili” olarak anacak. Ve haklı olacaklar. |


